8 Temmuz 2011 Cuma

HEGEMONİK DÖNEMDE FENERBAHÇE...

Zor günler geçiriyoruz. Fenerbahçe başkanı sayın Aziz Yıldırım'ın tutuklanma talebiyle mahkemeye sevki ve felç riski taşıması, 104 yıllık kulübün ve ligin ilk ve en çok şampiyon olan takımının, şike iddiaları çerçevesinde, eski adıyla 2. lig, şimdiki adıyla Bank Asya 1. ligine düşürülmesi olasılığı, Türkiye gündemini alt üst etti. Ne çözülmekte olduğu iddia edilen TBMM'deki "yemin krizi", ne de "Deniz Feneri davası" konuşuluyor. Varsa yoksa FENERBAHÇE...
Neden? Yıllardan beri çeşitli savların konuşulduğu futbol dünyasında neden Fenerbahçe davalık oldu?
Zira, futbol dünyasında taraftar kitlesi ve finansal konumuyla, sadece futbol mabedine dönüştürdüğü Şükrü Saraçoğlu'yla değil, inşa ettiği diğer tesislerle, "5'te 5 sloganıyla" sporun her dalında şampiyon olan ve olmadığı zamanlarda şampiyonluğu kovalayan bir kulüpten söz ediyoruz.
Aslında yazacaklarımın çoğunu, Milliyet'ten Kadri Gürsel, "Üç büyükler düzenine operasyon" başlığında ele almış. Ve sözlerini, Fethullah Gülen'in sağ kolu olarak iddia edilen Hüseyin Gülerce'nin ifadeleriyle güçlendirmiş. Gülerce; subaylar, akademisyenler ve iş adamları dahil, kimsenin "dokunulmazlığı" kalmadığını, sıranın "futbol ağaları"na geldiğini vurgulamış.
Hegemonik sürecin, Gramsci'den kopyaladığımız zeminde, yöntemleri belli oluyor. Önce "itibarsızlaştırma", sonra da "yüceltme" mantığı, burada da farklı bir yüzeyde kendisini ortaya koyuyor. Fenerbahçe boşuna bir hedef değildi. Burada yargı sürecini kastetmiyorum. Yargı en doğru kararı verecektir. Yalnız verene kadar, özellikle medya ve emniyet arasında yargı tamamlanmadan hüküm verme gayreti, Elisabeth Noelle Neumann'ın deyimiyle, medyanın "teşhir direğine" asılma, bugün Nilgün Cerrahoğlu'nun IMF eski başkanı DSK'nın konumuyla ilgili değindiği, "Vahşi Batı adaleti"ni anımsatıyor. Şimdiden medya, 11 Temmuz'da Futbol Federasyonu'nun Fenerbahçe'ye küme düşürmesi için, infaz çığlıkları atıyor. Emniyet, savcılık ve medyanın kullandığı deliller, hüküme gerek kalmadan yeterli sayılıyor. Bir nevi linç psikolojisi işliyor. Benzer durumlar, diğer davalarda da görüldü.
Fenerbahçe'nin ve Fenerbahçelilerin dik duruşu, bu rüzgara karşı dik durmakla anlam kazanacaktır. Bank Asya kimseyi korkutmasın. Türkçemizde güzel bir söz vardır. "Yiğit düştüğü yerden ayağa kalkar"... Fenerbahçe'nin "teslim alınamayan son kale

" diye nitelendirilmesi boşuna değildir.
Bir TV dizisinde söylendiği gibi, "nefes alıyorsak umut vardır"...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder